Kurmaca Bir Halkın Etnografisi: Le Guin’in Kaleminden Kesh Halkının Müzik ve Dile Dayanan Belleği by Burcu Haksever

 



Kurmaca Bir Halkın Etnografisi: Le Guin’in Kaleminden Kesh Halkının Müzik ve Dile Dayanan Belleği

    Kurgusal metinleri içeriklerinden ziyade anlatıcının özelliklerine göre sınıflandırdığımız son yüzyılda (geç 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl) kurgusal bir dünyayı sunmanın birçok farklı yolu olduğunu gösteren yazarlardan biri olan Ursula K. Le Guin, özellikle Hep Yuvaya Dönmek(Always Comıng Home) isimli romanında oldukça farklı bir anlatım denemiştir:
Hep Yuvaya Dönmek, Pandora isimli antropolog/etnografın post apokaliptik bir gelecekte California’da yaşayan hayali bir halk olan Kesh kabilesinin kültürüne dair notlarını içeren bir bilimkurgu romanıdır. Ansiklopedik roman özellikleri taşıyan bu eser, Tom LeClairtarafından daha kapsamlı olarak tanımlanmış olan systems novel kavramıyla da anılmaktadır.LeClair; bu kavramı, kendi dünyasına dair son derece ayrıntılı bilgi sunan eserleri tanımlamak için kullanırken onları birer metaforik haritalar olarak ele alır ve Hep Yuvaya Dönmek eserini özellikle örnek gösterir (24). Le Guin, Hep Yuvaya Dönmek’te yerli bir kültürü baştan inşa etmiş olduğundan roman, birçok farklı açılardan incelenebilir.

Ben bu yazımda; birtakım karakterlerin deneyimleri ve olay örgülerinden ziyade Kuzey California yerli halkları (Yurok, Pomo, Karok…) esintileri taşıyan, sözlü tarihle kendi varlığını yaratan ve sürdüren hayali Kesh toplumunun kitapta yer alan şiir ve şarkılarla nasılgerçeklik kazandığını anlatıyor olacağım.

         1. Dil

Dil, bir kültürün geçmiş ve şimdiki varlığının en büyük kanıtı ve gelecekteki varlığının taşıyıcısı olduğundan Le Guin de Kesh halkına özel bir dil yaratarak onlara gerçeklik kazandırmıştır. Kesh halkının yaşadığı coğrafya Kuzey California vadilerine -kitapta NaVadisi diye geçer- denk gelmekte olduğundan Le Guin’in inşa ettiği dil ve kültürde California yerel halklarının izlerini aramak, Keshleri anlamak için bize ışık tutabilir.

Basit, melodik bir dil olmasıyla ve yumuşak ünsüzlerin çokça kullanılmasıyla fonetik açıdan Pomo dillerine benzetebileceğimiz Kesh dili için, elbette yerli Amerikan dillerinin direkt bir kopyası diyemeyiz. California dilleri neredeyse tamamen yazısız dillerken Le Guin,Kesh halkı için bir alfabe hazırlamıştır:


Figure 1. Aiha (Kesh) alfabesi / "Kesh-Regular" font by Emily Floyd and Dan Milne, 2017


Kesh dili oldukça sadedir ve kısa kelimelerden oluşur. Kesh halkı da sade bir yaşam sürmektedir. Romanda Keshlerin az bir nüfusa sahip olduğu ve doğayla iç içe bir yaşam sürdükleri anlatılır. Bu minimalizm onlar için sürdürülmesi gereken bir yaşam stilidir çünkü Kesh geleneği doğayla birlikte yaşamak üzerine kuruludur. Bu sadelik dil yapılarına yansımıştır ve bu yüzden Kesh dilinin fonetiği de doğa seslerine uyum sağlayan, melodik duyulan bir yapıdadır. Le Guin, kitabın sonunda bir Aiha (Kesh) sözlüğüne yer verir. Günlük kullanımda önemli görülen Kesh sözcükleri, toplum yapıları hakkında ipuçları vermektedir.Sözlükte geçen aynı kökten gelen ya da sadece fonetik açıdan benzer kelimelerin anlamlarını karşılaştırdığımızda Kesh halkının, insani duyguları ve eylemleri de doğayla ilişkilendirildiğini anlayabiliriz.

nahai: özgürlük, özgür olmaknahe: su (Le Guin, 522)
kaiya: dönüş, dönmek, döngükada: dalga, dalgalanmak (Le Guin, 520) 

Keshlerin inanç ve yaşam biçimini açıklayan bir başka kelime de ‘’dört’’ rakamıyla ilişkilendirilen kelimelerdir. Dört, mevsimsel döngüyü ve insanın yaşam döngüsünü temsil eder.


klema: Gökyüzü’nün Dört Evi (Four Houses of the Sky)
klemahov, klemaşe: dört ev sakini. Dört Ev’de yaşamak; dolayısıyla böylesi bir biçimde var olmak; kimi durumlarda ölmek, doğmamış olmak, gerçekdışı, mitolojik, kurgusal, tarihi ya da sonsuz olmak (Le Guin, 521). 


Buradan anlarız ki kitapta bahsi geçen Gökyüzü’nün Dört Evi; medeniyetin ‘’geçmiş-şimdi-gelecek’’ üzerine kurulu zaman algısına karşı Kesh halkının yaşamı bir döngü olarak algılamasını temsil eden bir sistemdir. 

Kesh halkının TOK adını verdiği genel bir dil vardır. Bu; okullarda herkese öğretilen, ticari ilişkilerde kullanılan bir dildir (Le Guin, 524). Günümüzün global dili İngilizceye karşılık gelen bu dil, Keshlerin Akıl Kenti ismi verdikleri şehir ve olumsuz anlam yükleyerek kullandıkları tavkach (medeniyet) kelimesiyle bağdaştırdıkları terimlerden biri olarak görülebilir (Brady). Romanda; teknolojiyi elinde tutan hiyerarşik bir uygarlık olarak karşımıza çıkan Akıl Kenti, Kesh halkınca uğursuz ve yıkıcı kabul edilir. Bu ilişkiler bağlamında Kesh halkı ve Akıl Kentinin temsil ettiği her şey, yerli Amerikan halkları ve Avrupa sömürgeciliğiyle yakından ilişki gözükmektedir. Bu açıdan dillerin birbiriyle olan ilişkisi de kitapta önemli bir yer taşımaktadır.

        2. Müzik ve Şiir

 Pandora, Kesh dilinden çevrilmiş bir şekilde şiir ve şarkılar sunar. Bu şiir ve şarkılar sanat değeri taşısın diye yazılmış eserler değil, Kesh halkının dini ritüelleri ve kutlamalarına eşlik eden kültürel taşıyıcılardır. Bu ritüeller yerli Amerikan halklarında da görüldüğü gibi genellikle Şarap Dansı, Su Dansı, Çamur Dansı gibi isimler verilen, doğa ve mevsimsel döngüleri kutlamaya yönelik ayinlerdir. 

‘’Kitabın arkasında ‘Sözlü ve Yazılı Edebiyat’ bölümünde açıklandığı gibi, Vadi şiirlerinin kimi kaleme alınır, kimi alınmazdı. Ancak doğaçlama, ezberden söyleyerek sunma ya da kağıt üzerinden okuma, ne olursa olsun, mutlaka yüksek sesle icra edilirdi’’ (81)

Pandora, bu şarkıları yazıya aktarırken altlarına küçük notlar düşer. Bu notlardan anlarız ki bu şarkıların bir kısmı doğaçlamadır, bir kısmı da yazıya dökülürken orijinal ölçüsünü kaybetmiştir (82-83). Yine de Le Guin’in sunduğu ütopik halkın müziklerin kaderi;günümüzde Yurok, Karok ve Pomo gibi Kuzey Kaliforniya yerel halklarının yabancı etkisinde kalmış kalıntılarından daha olumlu gözükmektedir.

‘’Şiirler – Birinci Kısım’’ bölümünde Yusufçuk Şarkısı, Bir Defne Şarkısı,Eğreltiotu’nun Şarkısı, Sanatçılar, Boso (Ağaçkakan) gibi isimlerde şiirler bulunur. Bu şiirlerin ortak özellikleri doğa ve emeğe övgü niteliği taşımalarıdır. Genellikle bahçede çalışırken ya da ormanda gezerken karşılaşılan hayvanların seslerini taklit eden, el emeğine dayalı işlerle vahşi hayvanların doğadaki hareketlerini ilişkilendiren şiirler/şarkılardır:

SANATÇILAR
Telina-na’da Meşe Derneği’nin işliğinde, beyaz bir alçı duvarın üzerine yazılıdır.
Şarkıcılar, öykücüler, dansçılar, ressamlar,
heykelciler, yaratıcılar,
ne yaparlar?
Boş ellerle giderler,
aradaki boşluğa.
Ellerinde bir şeylerle dönüp gelirler.
Sessiz gidip, sözlerle, ezgilerle dönerler.
Karışıklığın içine gidip, bezemelerle dönerler.
Telaşlı ve gözü yaşlı, çirkin ve ürkek giderler
ve dönerler kırmızı kanatlı şahinin kanatlarıyla,
dağ aslanının gözleriyle […]’’ (86). 

Kesh şiirleri, kitapta tam dört bölümü kapsamaktadır ve her bir şiir Na Vadisi günlük yaşamına dair ipuçları sunduğundan dolayı Pandora için önemli bir kaynak oluşturur. Fakat Le Guin, bu şiirleri yalnızca yazıya dökmekle kalmamıştır. Hep Yuvaya Dönmek romanına farklı bir boyut kazandıran Le Guin, besteci Todd Barton ile Kesh dilindeki bu şarkıları besteleyerek 1985’te, kitabın çıktığı aynı yılda bir müzik kaseti oluşturmuş ve dinleyiciye sunmuştur. Alışılmışın dışında olan bu proje, kitaba yeni bir boyut kazandırırken okuyucunun deneyimine de seviye atlatır: Artık okuyucu, kurmaca bir eseri pasif bir şekilde okumaktan ziyade bir etnograf gibi kültür incelemesi yaptığını hisseder. Bu şekilde Le Guin, geniş dünyasına bizleri de davet ederek Kesh halkının gerçekliğine hep birlikte tamamen inandığımız bir ütopyayı yaşatır. 

 3. The Music and Poetry of the Kesh, Ursula K. Le Guin & Todd Barton 

Pandora, kitabın bir bölümünde Kesh halkının müzik aletlerinden bahseder ve üç müzik aleti tanıtır. Bunlar houmbuta adında bir büyük borazan, doubure binga isimli titreşimli bir çalgı ve uveosal medoud teyahi ismi verilen bir tür kavaldan oluşmaktadır. Hakkında en çok ayrıntı bildiğimiz müzik aleti olan houmbuta, Ursula Le Guin ve Todd Barton tarafından fiziksel olarak gerçek dünyaya taşınmış ve Kesh halkının müziğine eşlik etmiştir:

 
Figure 2. ‘’The Kesh Musicians’’ / Brian Atteberry 

‘’Houmbuta ya da büyük borazan, hem tiyatro hem de ayin müziklerinde kullanılırdı. İki metre uzunluğundaki bu konik gövdeli alet için kocayemişağacından malzeme seçilirken olağanüstü bir özen gösterilirdi. Tahtayı işleme, biçim verme ve oyma işlerinin her ayrıntısının, tahtanın insan soluğundan aldığı sesi toparlama, biçimlendirme ve odaklama yeteneğine belli bir etkisi vardı. Geyik boynuzundan huni biçimli ağızlık, ‘güneşin ılık ışığını emen bir leylak’ gibi olmalıydı. […]’’ (454).

Kesh müzik aletleri doğa seslerini taklit edecek bir biçimde tasarlanmıştır. Le Guin ve Barton’ın hazırlamış olduğu albümde de yer yer şiirlere eşlik eden orman seslerine ya da kuş seslerinin taklitleriyle karşılaşırız. Ayrıca kayıtlarda ninniler arasında gülüşmeler, konuşmalar ve çeşitli doğaçlama sesler de bulunur. Bu haliyle albüm, kitabın eşlikçisi olmaktan da öte bir değer kazanmış ve kendi başına başarılı bir avant garde müzik yapıtı halini almıştır.

"The Making of Always Coming Home" röportajında Todd Barton, bu şarkıları bestelerken kendi akademik bilgi birikiminden sıyrılmakta zorlandığını, en sonunda düşünmeyi bırakıp ‘’Kesh halkından birine dönüşebildiğinde’’ bu besteleri ortaya koyabildiğini anlatır (62). Benzer deneyimler kitabın illüstratörü Margaret Chodos-Irvine ve Ursula Le Guin’in kendisi için de geçerlidir: Hepsi yerli bir kültür inşa ederken kendi modern deneyimlerinden uzaklaşmaya çalıştığından bahseder.

Aynı röportajda Le Guin, bu şarkıları ilk önce İngilizce olarak yazıp Todd Barton’averdiğini fakat bestecinin sözlere bakıp Kesh halkının farklı bir dilde konuştuğunu, müziğin İngilizce olmasının anlamsız olacağını belirtince albüm yapma sürecinin tümüyle değiştiğini anlatır (56). Buradan da anlayacağımız üzere dil; bir kültürü oluşturmak, ona inanmak ve varlığını sürdürmekteki en önemli unsurdur. Le Guin’in kurmaca toplumunun inandırıcılığı, bu topluma ait dili oluşturmasında ve toplumun kültürel özelliklerini bu dili kullanarak sunmasında saklıdır. 

Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Ursula K. Le Guin, Hep Yuvaya Dönmek ile bize geleceğin California’sını sunarken coğrafyanın geçmişinden beslenir ve unutturulmaya çalışan yerli kültürünü kutlar. Her ne kadar uzak bir gelecekte bizlerden bambaşka insanlar olsalar da Kesh halkı, diliyle kendi kolektif hafızasını oluşturmuş ve bizigerçekliğine inandırmıştır. Le Guin, son derece sade gözüken halkların ne kadar zengin olabileceğini dilin dinamikliğini kullanarak biz okuyucuya sunmuş, özellikle de Amerikan coğrafyasının özünü kullanarak kusursuz bir ütopya oluşturmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Atteberry, Brian.  ‘’The Kesh Musicians.’’ Ursula K. Le Guinhttps://www.ursulakleguin.com/photo-album-1

Floyd, Emily, and Dan Milne. Kesh Regular. 2017. Monash University ResearchPortal, https://research.monash.edu/en/publications/kesh-regular-unsw-galleries. 

LeClair, Tom. The art of excess : mastery in contemporary American fiction. 1989. https://archive.org/details/artofexcessmaste00lecl/page/24/mode/2up

Le Guin, Ursula K. Hep Yuvaya Dönmek, 1985. İstanbul: Ayrıntı, 2013.

Le Guin, Ursula K, et al. Mythlore, ‘’The Making of Always Coming Home: A panel at Mythopoeic Conference XIX Berkeley, California, July 31, 1988’’ Spring 1991, Vol. 17, No. 3 (65) (Spring 1991), pp. 56-6.

 

 

 

 

 

Comments

Popular posts from this blog

"THRESHOLD" AS A THEME - WHAT DO WE EXPECT

The Past is Empty by Jack Gunner Peterson